Tem
05
2010
2

Uykusuzluk şişmanlatıyor

Case Western Reserve Üniversitesi’nde 68 bin kadın üzerinde yürütülen araÅŸtırmada, geceleri 5 saatten az uyuyanların daha fazla kilo aldıkları ve günde 7 saat uyuyanlara göre obez olmaya daha çok yatkın oldukları tespit edildi.uyku

Gecede 7-9 saat uyuyanlarla karşılaÅŸtırıldığında uykusuzluk sorunu yaÅŸayanların, yüzde 70 oranında obez olma eÄŸiliminde oldukları kaydedildi. Uykusuzluk ve obezlik arasındaki dengenin leptin ve grelin isimli iki hormon tarafından saÄŸlandığını belirten araÅŸtırmacılar, “Leptin vücutta enerji fazlası olduÄŸu zaman iÅŸtahı keserek yemeyi durdurmamızı saÄŸlarken, ghrelin ise tarafından mide boÅŸ olduÄŸunda mide tarafından salınarak açlık hissini tetikliyor” dediler.

Bir kişi uykusuz kaldığında, leptin seviyesi düşerken, grelin seviyesi ise artıyor. Leptin seviyesi düşünce de beyine vücudun aç olduğu sinyali gidiyor. Uzmanlar, uykusuzluk çekenlerin ertesi güne daha aç uyandıklarını ve doymak için daha fazla yemek yediklerini söylediler.

Ayrıca, iyi uyuyamayan insanların meyve sebze yerine daha çok abur cubur ve tatlıya yöneldikleri, bu yiyeceklerin de vücuda yağ ve kilo olarak geri döndüğü açıklandı.

Tem
05
2010
2

Kemik erimesinden korunmak için

Türkiye’de süt içme alışkanlığının azlığından yakınan uzmanlar, kiÅŸi başına yıllık içme sütü tüketimi Avrupa ülkelerinde 100 litrenin üzerinde olmasına karşın, Türkiye’de bu oranın 23 litre olduÄŸuna dikkat çekiyor.
En son 2002 yılında uygulanan okul sütü projesi geri dönüyor. Ulusal Süt Konseyi, Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa her gün 1 milyon çocuğa 200 mililitrelik paket süt dağıtacak.
Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, gerekli tedbirler alınmadığında, besin değeri açısından çok zengin ve yararlı olan sütün, sağlığa zararlı mikroorganizmaları taşıyarak pek çok enfeksiyon hastalığına yol açtığını söyledi.

Sütü diÄŸer besin gruplarından ayıran 2 önemli özelliÄŸi bulunduÄŸunu belirten Dr. Akan, “Bunlardan birincisi; organizmanın büyüme ve geliÅŸimi için gerekli olan besin öğelerinin tamamına yakınını içermesidir. Süt; C vitamini ve demir dışında makro ve mikro besin öğeleri için iyi bir kaynaktır. İkinci özelliÄŸi ise içerdiÄŸi besin öğeleri açısından insan vücudunda kolayca sindirilebilir ve rahatça kullanılabilir olmasıdır. Osteoporoz ya da daha çok bilinen adıyla ‘kemik erimesi’, kalsiyum kaybının artması sonucunda kemiklerin kolayca kırılabilir hale gelmesidir. Osteoporoz sıklığı yaÅŸla artış göstermekle birlikte, kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla daha fazladır. En fazla çocuk ve yaÅŸlılarda olmak üzere, her yaÅŸta önemlidir. Her 30 saniyede bir kiÅŸi osteoporoz sonucu kalçasını kırmaktadır. Kırıkların ülke ekonomilerine yükleri oldukça fazladır.” dedi.

KALSİYUM KEMİK ERİMESİ RİSKİNİ AZALTIYOR

Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, yeterli kalsiyum alınmasını sağlayan sağlıklı bir beslenme tarzı ve düzenli fiziksel aktivitenin, osteoporoz oluşma riskini düşürdüğüne dikkat çekti. Dr. Akan, kalsiyum alımının kemik kaybını etkileyen ve osteoporoz riski oluşturan birçok çevresel veya yaşam tarzı faktörlerinden biri olduğunu söyledi.

Kalsiyum ve D vitamininin osteoporoz önlem ve tedavisinin ayrılmaz parçası olduÄŸunu kaydeden Dr. Akan, “Kalsiyumu ilaç olarak almaktansa, günlük beslenmedeki kalsiyum kaynaklarını artırmak tercih edilmelidir. En iyi kalsiyum kaynağı ’süt’tür. Dolayısıyla osteoporozu önlemek için çocukluktan itibaren düzenli olarak süt içilmelidir. Tüketilen sütün ısıl iÅŸlem geçirmiÅŸ olması önem taşımaktadır. Sütü kaynatmak besin deÄŸerini düşürmektedir. Pastörize veya UHT tekniÄŸi ile iÅŸlenmiÅŸ süt tercih edilmelidir.” diye konuÅŸtu.

Yazar sanalprens | Sağlık | Etiketler:
Haz
28
2010
2

Güneş ve güneş yanıklarına dikkat

Güneş, kumda yüzde 15, karda ise yüzde 80 oranında yansıyor. Bu nedenden dolayı koruyucu kremleri hem güneşli yaz günlerinde hem yazın bulutlu havalarda kullanmak gerekli.

Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysun Tekeli, bulutlu havalarda bile güneÅŸin ulltraviole ışınlarının yüzde 80′inin bulutları geçerek insanları etkileyebileceÄŸini vurguladı. Tekeli, ÅŸunları ifade etti:

“GüneÅŸ ışığı yazın önemli bir malzeme olduÄŸundan, açık havada bulunmak kiÅŸiye, yazın saÄŸlıklı parlaklığını aldığı hissini verebilir. Ancak bu, kesinlikle saÄŸlıksız güneÅŸ yanığından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Amerikan Dermatoloji Akademisi’ne göre insanların büyük bir çoÄŸunluÄŸu 20 yaşından önceki dönemde, daha çok güneÅŸ ışığına maruz kalmaktadırlar. O nedenden dolayı özellikle çocukluk yıllarındaki güneÅŸe maruz kalmanın zararları çok iyi bilinmelidir. EÄŸer çocukluk döneminde çocuklarınızın narin cildini güneÅŸten koruyacak olur iseniz onların deri kanseri ve çabuk yaÅŸlanma riskini azaltmaya yardımcı olabilirsiniz. GüneÅŸ yanığına Uv A ve Uv B dediÄŸimiz ultraviole ışınlar sebep olur. Açık tenli çocukların güneÅŸte yanma riski daha yüksek olduÄŸu bilinmekle birlikte, koyu tenli çocuklar dahi, eÄŸer güneÅŸte yeterince uzun süre kalacak olurlarsa yanabilirler. GüneÅŸ yanığının hemen ardından ciltte meydana gelen zedelenme sonucu ödenen bedel, uzun vadede ödenecek olan bedelin yanında önemsenmeyecek kadar küçüktür. Çünkü güneÅŸ yanığı ve aşırı bronzlaÅŸma sonucu; ileride habis melanoma, basal hücreli karsinoma ve sukuamoz hücreli karsinoma gibi çeÅŸitli formlardaki cilt kanseri oluÅŸabilir. Kırışıklık, benek oluÅŸumu ve beyaz lekeler gibi bazı erken yaÅŸlanma bulguları ortaya çıkabilir. Yaşına bakılmaksızın her çocuk, sabah saat 11.00 ile öğleden sonra 15.00 arası mutlaka güneÅŸten uzak durmalıdır. Çünkü zararlı ultraviole ışınlarının 2/3′ü bu zaman diliminde saçılır.”

Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysun Tekeli, çocukların güneÅŸe karşı daha dikkatli korunmaları konusunda evebeynleri uyararak, “Çocukluk döneminde meydana gelen bir veya iki su toplayan güneÅŸ yanığı çok fazla küçümsenmemelidir. Çünkü; Amerikan Dermatoloji Akademisi’ne göre bu olay bile ilerideki dönemde cilt kanseri geliÅŸim riskini arttırabilir” ifadesini kullandı.

Haz
28
2010
2

Kendine hastane bul dönemi bitti

Artık sevk edilen hastalardan kendisine hastane bulması istenmeyecek. Hasta bir hastaneden bir başkasına sevk edilecekse önce hastanın yeri ayarlanacak ardından ambulansla gönderilecek.

SaÄŸlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan ‘Hasta nakil ve sevk esasları’nı içeren genelgede acil saÄŸlık hizmetlerinde en küçük gecikmenin telafisi olmayan sonuçlar doÄŸurabileceÄŸine dikkat çekiliyor.

Zamanında hızlı ve doÄŸru yapılan tıbbi müdahalenin hayati önem taşıdığının vurgulandığı genelgede, ÅŸu ifadelere yer verildi: “Acil tıbbi müdahaleyi gerektiren durumlarda hastanın uygun bir saÄŸlık kuruluÅŸuna gecikmeye sebebiyet verilmeksizin ulaÅŸtırılması, hastanın getirildiÄŸi saÄŸlık kuruluÅŸunca da, gereken acil müdahalelerin öncelikle ve ön ÅŸartsız yapılması ve hastaların gereÄŸinde ileri tetkik ve tedaviyi saÄŸlayabilecek diÄŸer saÄŸlık kurumlarına uygun ÅŸaftlarda nakledilmeleri, acil saÄŸlık hizmetlerinin etkin bir ÅŸekilde sunumu bakımından büyük önem arz etmektedir.”

Hastaların diÄŸer saÄŸlık tesislerine nakil esasları konusunda vatandaÅŸların bilgilendirileceÄŸine dikkat çekilen genelgede, “Sayın hastalarımız ve hasta yakınlarımız: Tedavinizin devamı için baÅŸka bir hastaneye sevkiniz gerektiÄŸinde nakliniz, hastanemizin organizasyonu ve 112 ambulanslarımızla gerçekleÅŸtirilecektir. SaÄŸlık güvenliÄŸiniz için lütfen hastanemizden kendi imkânlarınızla ayrılmayınız.” yazısının asılacağı belirtiliyor.

“BİR ÇOK SORUNU ÇÖZECEK”

Genelgeyi deÄŸerlendiren Özel Bahar Hastanesi Medikal Direktörü Dr. Yavuz Okur, SaÄŸlık Bakanlığı’nın çok iyi bir karar aldığını söyledi. Okur, “Bu sayede hastalar ortada kalmayacak. Hayati risk taşıyan hastalar araçlarıyla baÅŸka merkezlere sevk edilemeyecek. Yeri ayarlanıp öyle gönderileceÄŸi için ve ambulansla gönderileceÄŸi için çok yerinde bir uygulama. Uygulamanın bu konudaki çok ciddi sorunları çözeceÄŸine inanıyorum.”

Yazar sanalprens | Sağlık | Etiketler:
Haz
28
2010
2

2 bin doktor aile hekimliğine geçti

Bu süreçte hedeflenen ise 13 milyon nüfus için 3 bin 624 aile hekimi görevlendirmek. İstanbul’da bir aile hekimine 3 bin 500 kiÅŸi düşmesi planlanıyor.

İstanbul, önümüzdeki kasım ayında baÅŸlayacak aile hekimliÄŸi uygulamasına hazırlanıyor. İl genelinde ÅŸu ana kadar 100′ü aile hekimi, 172’si de farklı branÅŸlardan uzman olmak üzere toplam bin 972 doktor aile hekimliÄŸine geçti. Bu süreçte hedeflenen ise 13 milyon nüfus için 3 bin 624 aile hekimi görevlendirmek. İstanbul’da bir aile hekimine 3 bin 500 kiÅŸi düşmesi planlanıyor. SözleÅŸme imzalayan hekimler, 657 sayılı yasaya göre ücretsiz izinli sayılacak ve istifa etmeleri halinde eski görevlerine geri dönebilecek.

Aile hekimliğine geçen hekimler, 657 sayılı yasaya göre ücretsiz izinli sayılacak. İstifa etmeleri halinde eski görevlerine geri dönebilecek. Geçmeyenler ise 39 ilçede açılacak 47 toplum sağlığı merkezinde hekim ve yardımcı sağlık personeli olarak çalışacak.

İl genelinde aile hekimliÄŸine baÅŸvuru için son tarih 30 Haziran. Aile hekimliÄŸinde yer seçimi kura ile olmadığı için ‘tercih ve yerleÅŸtirme’ hekimlerin hizmet puanlarına göre olacak. Sırası gelen hekim listedeki 3 bin 624 pozisyondan birini seçecek ve aynı zamanda 30 Ekim’den baÅŸlamak üzere sözleÅŸme imzalayacak. İstanbul’da aile hekimi seçme ve yerleÅŸtirmeleri 15 Temmuz’dan itibaren 4 gün boyunca Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak. Daha sonra diÄŸer kamu kuruluÅŸları hekimleri ile kamu dışı çalışan hekimlere seçme ve yerleÅŸtirme iÅŸlemi organizasyonu yapılacak. Her aile hekimi ile birlikte aralarında ebe, hemÅŸire ve saÄŸlık memurlarından birinin bulunduÄŸu ‘aile saÄŸlık elemanı’ çalışacak. Personelin sözleÅŸmesi valilik tarafından imzalanacak.

Aile hekimliğine geçmeyecek hekimler 39 ilçede açılması planlanan 47 toplum sağlığı merkezinde çalışacak. Aile hekimliğine geçen hekimler ücretsiz izinli sayılacak. Doktorlar aile hekimliğinde istifa etmeleri halinde ise eski kadroların olduğu kurumlarına dönebilecek. Öte yandan mülteci, yaşlı yurtları gibi özellikli nüfusa sahip yerlerde aile hekimlerinin sayısı artırılabilecek.

İl genelindeki 560 saÄŸlık ocağının 400′ü de revizyona tabi tutulacak. Åžu anda saÄŸlık ocakları için ortalama 10 bin TL ile 30 bin TL arası tadilatlar gerekiyor. Müdürlük, saÄŸlık ocağı yetmemesi halinde ihtiyaç olan yerde özel alanları da aile hekimliÄŸi için kiralayacak. İstanbul ÅŸu anda aile hekimliÄŸi konusunda 7 bölgeye ayrıldı. Her bir bölgenin bir koordinatörü bulunurken, hepsinin üzerinde bir baÅŸ koordinatör bulunuyor.

Haz
24
2010
2

1 saat iPod dinlemek kulağa zararlı

The Telegraph’ta yer alan habere göre, Belçika’daki Ghent Üniversitesi’nin yaptığı bir araÅŸtırma ile 1 saat boyunca kulaklıkla iPod benzeri MP3 çalar dinlemenin duyma bozukluÄŸuna yol açtığı saptandı.

Archives of Otolaryngology-Head and Neck Surgery isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırmada, kulaklıkla dinlenen aşırı müzik sesinin dış kulakta bulunan hassas tüy hücrelerine zarar verdiği ve bunun işitme kaybına neden olduğu açıklandı.

Araştırmada katılımcılar, 1 saatlik bölümler halinde iki farklı kulaklıkla ve farklı ses seviyelerinde çeşitli müzikler dinletildikten sonra, sonunda yapılan işitme testinde geçici işitme kaybı yaşadıkları görüldü.

iPod gibi ürünlerin popüler olması ve kullanımın artmasıyla gündeme gelen bu konu, araştırma sonuçları itibariyle uzmanları endişelendiriyor.

Haz
23
2010
2

İşte felç yapan 10 sebep

The Telegraph’ta yer alan habere göre, Kanada’nın Ontario ÅŸehrinde bulunan McMaster Üniversitesi’nde yürütülen araÅŸtırmada, bilim adamları yüksek kan basıncı, sigara içme, ÅŸiÅŸmanlık, fiziksel aktivite yoksunluÄŸu, yüksek kötü kolesterol seviyesi, ÅŸeker hastalığı, alkol, stres, depresyon ve kalp bozukluÄŸunun felce yol açtığını belirlediler.

The Lancet isimli tıp dergisinde yayınlanan ve felç nedenlerine iliÅŸkin en kapsamlı araÅŸtırma olan çalışma, aynı zamanda Pekin’de düzenlenen Dünya Kardiyoloji Kongresi’nde de kamuoyuna sunuldu. Çalışmada felç geçiren 3 bin kiÅŸi ile felç geçirmemiÅŸ 3 bin kiÅŸi incelendi.

Katılımcılara ne kadar egzersiz yaptıkları, nasıl beslendikleri, sigara içip içmedikleri gibi yaşam tarzlarıyla ilgili sorular soruldu. Bu kapsamda, sigara içenlerin felç geçirme riskinin 2 kat fazla olduğu, yetersiz beslenme ve depresyonun riski yüzde 35, stresin ise felç geçirme riskini yüzde 30 oranında artırdığı belirlendi.

Egzersiz yapmanın, aktif olmanın ise felç riskini yüzde 30 azalttığı saptandı

Bu site altyapısını WordPress yazılımından almaktadır. | Canpare.net | Tüm içerik kaynak belirtilerek kullanılabilir :)
Canpare.net 'de yayınlanan reklamlar 2. ve 3. Kişiler tarafından sağlandığı için hertürlü sorumluluk reklam verenlere aittir. Blogumuz reklamları otomatik olarak reklamveren tarafından anlık belirlendiği için (popup vs.) canpare.net yayınlanan reklamlardan sorumlu değildir.